okunma
Karadeniz’de fırtına bu sezon ters esti. Ne o dalgaların sertliğini sahaya yansıtabildik, ne de yelkenleri dolduracak kadar istikrarlı bir rüzgâr estirebildik. Trabzonspor, 2024-2025 sezonunu hem sahada hem saha dışında bir kimlik bunalımıyla geçirdi. Sahip olduğu potansiyelin çok gerisinde, taraftarının ise sabrının çok ötesinde bir tabloyla karşı karşıya kaldı.
Sezona Abdullah Avcı ile başlandı. Ancak daha ilk haftada alınan Sivasspor beraberliği, yönetimin ve taraftarın sabırsızlığına kurban gitti. Sonrasında çözüm olarak efsane isim Şenol Güneş göreve getirildi. Ne var ki, onun tecrübesi ve geçmişteki başarılarının hatırası, bu sezonun toparlamaya yetmedi. Şenol Güneş'in ardından, taraftarın ısrarıyla takımın başına getirilen Fatih Tekke de ne yazık ki beklentilerin oldukça altında kaldı.
Trabzonspor’un sahadaki hali, kimliksiz bir oyunun örneğiydi. Ne net bir taktik vardı, ne de belirgin bir oyun planı. Sezon boyunca 36 maçta sadece 13 galibiyet alabildik. Ligi 7. sırada tamamlamak, Trabzonspor için asla bir başarı olarak görülemez; bu, doğrudan bir başarısızlıktır.
Bazen bir takım sadece maç kaybetmez; umut kaybeder, yön kaybeder, kimliğini yitirir. Trabzonspor taraftarının esas isyanı da, sahadaki oyuncu grubunun bu kimliği kaybetmesineydi.
UEFA Avrupa Ligi ve Konferans Ligi maceraları ise tam anlamıyla birer hayal kırıklığıydı. Rapid Wien ve St. Gallen karşısında alınan sonuçlar, Avrupa vizyonumuzun hâlâ kâğıt üzerinde kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye Kupası finali ise, "Bari bunu alalım" diyen son umutların da kaybolduğu yer oldu.
Sahanın içinde, bireysel performanslar dışında bir takım kimyası göremedik. Simon Banza'nın gol yollarındaki etkinliği dikkat çekse de, oyunu yönlendirme konusunda yetersiz kaldı. Muhammed Cham, Ozan Tufan ve Visca gibi isimler ise performanslarıyla beklentilerin altında kaldı. Sahada bir lider oyuncunun eksikliği, takım oyunu inşa edemememizin temel nedenlerinden biriydi.
En çarpıcı istatistiklerden biri de deplasman performansıydı. Trabzonspor, son 10 yılın en kötü dış saha karnesini ortaya koyarak rakiplerine teslim oldu. Kuzeyin kralı, deplasmanlarda sessizliğe gömüldü.
Peki, gelecek sezon için umut var mı? Elbette var. Ama umut etmek artık yetmez. Teknik direktör koltuğunda oturan isim kadar, o koltuğun arkasındaki vizyon ve kararlılık da belirleyici olacaktır. Transferde atılacak doğru ve sağlam adımlar, bize yeniden gerçek Trabzonspor'u izlettirebilir. Fakat asıl ihtiyaç olan; zihinselve yapısal bir değişikliktir.
Trabzonspor bu sezon, başlıksız bir hikâye yazdı. Şimdi, o hikâyeye yeni bir başlık atmanın ve yeniden yola çıkmanın zamanıdır. Çünkü bu şehir, bu taraftar; vasatı değil, karakteri olan, hedefi olan, mücadele eden bir Trabzonspor’u hak ediyor.
Yorumlar
0 comment