Rüzgarın fısıltısıyla usulca iner yere yap-raklar. Doğanın sıcağa sakince vedası, serin ve hüzünlü bir huzurun başlangıcı..... Fazlalıklan bir kenara atıp daha cesur, daha dingin olmanın zamanıdır artık.
Hepimizin yüreği, içimizde daima çiçek gibi duran, hatırlayınca burnumuzun direğinin sızladığı, "hey gidi günler dedirten hatıralarla dolu. Şöyle küçücük bir yad edelim de, ruhumuz bahara varsın o halde!
Havalar soğumaya başlıyor artık. Tıpkı Karadeniz insanı gibi, inadıyla zamana direnen sıcak bir mezere evi, o evin en müstesna köşesini kaplayan bir sobanın Fırınından çıkmış taze sıcacık mısır ekmeği ve kalaylı tasta buluştuğu, yaylalarda salınan sanıkız'ın kaymaklı sütünden yapılan has bir yoğurt...
Atkı ören nine, tarladaki son hasadı alıp eve dönen yorgun ama güler yüzlü, fedakar kadınlar ve cennet kokulu, sırtına yöresinin tüm tulkusunu anlatan Bordo Mavi forma sını giymiş bir çocuk
Karadeniz'in has uşaklan, yağmurlar ül kesi'nde yaşayanlann hikayesi,
HER ADIMDA BİR TELAS AMA HER ADIMDA O SEVGİ!"
Hep cesaretli, hep samimi, hep doğal...
Hep hareket vardır bu yörede. Yaz boyu emeğiyle biriktirilenlerden çarçabuk hazırlanıp size sunulan dünyanın en gü zet nimetleri olur karşınızda.
Var olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşar, ruhunuza siner sevginin tanecikleri, Her adımda bir telaş ama her adımda o sevgi...
Velhasil, her iş yürekten harman olur mavi yeşil coğrafyamda
Sonbahar sessizce gelir ve yeniden dinginleşir insan
Güçlü bir başlarıgıç zamanıdır
Karakışa hazırdır artık Karadeniz insanı Keyifle davet eder zaten, "buyursun gelsin der!